Ortaklar ve rakipler

Go oyununda karşılıklı oynadığınız kişi doğal olarak rakibinizdir. Kazanmak için elinizden gelenin en iyisini yaparsınız. Bu da sizin hedefinize ulaşmanıza engel olan diğer oyuncuyu yenmeye çalışmaktır. Tabi ki, siz de diğer oyuncunun zaferine karşı çalıştığınız için onun rakibi olursunuz.
Ancak aynı zamanda diğer oyuncu bazı yönlerden sizin rakibiniz değildir. Diğer oyuncunun işbirliği olmadan, oyunu oynamanız mümkün bile olmaz. Oyunu oynamak, her iki tarafın da tek başına yapamayacağı ortak bir etkinliği mümkün kılan, karşılıklı ve karmaşık bir mutabakat gerektirir.

Rakipler aynı zamanda ortaktırlar. Bu, savaşta bile böyledir. Karşı tarafı bozguna uğratabilirsiniz ancak o, karşı koyarak sizinle işbirliği yapmazsa savaşamazsınız. Bu yüzden, geleneksel Japon kültüründe bir kavga olduğunda iki çocuk birden cezalandırılır. Önemli olan kavgayı kimin başlattığı değil, belirli türdeki davranışlara karşılık vermemeyi öğrenmektir.

Go’da, ortağın rolü birçok yarışmaya oranla daha önemlidir. Diğer oyuncuyu sadece rakibiniz olarak değil aynı zamanda ortağınız olarak görmek, Go’nun bazı temel özelliklerini ortaya çıkarır. Hemen herkes bir rakip işlevi görebilir ancak mantıklı bir ortak olmak için bazı belirli özelliklere sahip olmak gerekir. Bir ortak, size herhangi bir şekilde karşı çıkan birinden çok daha farklıdır.

Ulaşılmasına ikinizin de katkıda bulunacağı ve karşılıklı fayda içeren pozitif bir amacı paylaşmadığınız, sadece birbirinizi yenme fırsatı kolladığınız birine ortak demek garip olur. Bu durumda, ortak amaç kazanmaktan değil oyundan zevk almak olmalıdır. Çünkü her iki oyuncu da kazanın zevkini yaşayamayacaktır.

Handikap sistemi, oynadığımız oyunların yarısından fazlasını kazanmamızı engelleyerek bizi buna yönlendirir. Eğer aradığımız zevk kazanmaksa, Go bizim için iyi bir seçim olmayabilir. Oynadığımız oyunların yarısından fazlasından zevk alma şansını yakalamak için, odağımız oyunun kalitesi olmalıdır. Burada da diğer oyuncuyla aramızdaki ortaklık ilişkisi önem kazanır.

Bu, hem diğer oyuncunun oyununa hem de kendi oyunuma olan tavrımı etkiler. Amacım sadece kazanmak olmadığından, rakibimin benim kolayca kazanmamı sağlayacak hatalar yapmasını değil, en iyi oyununu oynamasını isterim. Tabi ki kazanmak isterim, ancak asıl istediğim her iki ortak tarafından akıllıca oynanan bir oyunu kazanmaktır.

Bu nedenle, benim de hata yapmamam önemlidir. Hatalar kaybetmeme neden olacaklarından değil. Nasılsa, hata yapsam da yapmasam da handikap sistemi sayesinde oynayacağım oyunların yarısından fazlasını kaybedeceğim. Hata yapmamam gerekir çünkü bu hatalar, kaybetsem de kazansam da, oyundan zevk almamı engeller. Oyunu, rakibinizin aptalca hataları sayesinde kazanmak çok az bir zevk verir. İyi oynayarak kaybetmenin verdiği zevk ise çok daha fazladır.

İşte bu, Go’nun temel özelliklerinden biridir. Sadece kazanmak için değil, aynı zamanda oyundan zevk almak için iyi oynamalısınız. Bir oyunda nereye varacağını bilmediğim yeni bir şey denediğimde, ortağımın çömesini istemem. Aksine, akıllıca bir yanıtla meydan okuyarak ikimizi de oyunda daha üst seviyelere çıkarmasını isterim. İkimizin ortak amacı işte budur: sadece kazanmak değil oyunda daha üst seviyelere çıkmak.
Oyunun kalitesini geliştirmeyi hedefleyen bu çeşit ortaklıklar bir çok oyunda vardır ancak Go’daki handikap sistemi sayesinde çoğuna oyuna göre daha ön plandadır. Handikap sistemi karşımızdaki oyuncunun rakibimizden çok ortağımız olduğunu ve iki ortak olarak sadece kazanmak için değil, daha iyi bir ortak ürün yani iyi bir oyun yaratmak için en iyi hamleleri bulup çıkarma sorumluluğunu paylaştığımızı hatırlatır. Bu nedenle, oyunu berbat eden bir hata yaptığımda rakibimden özür dilemeliyim çünkü dikkatsizliğim yüzünden peşinde koştuğumuz hedefi sarsmış olurum.

Yazan: William Cobb
The Empty Board #15

0 cevaplar

Cevapla

Yazıyla ilgili yorumlarınızı yazabilirsiniz.
Buraya yorumlarınızı yazabilirsiniz!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir