Psikolojik hastalıkların tedavisinde Go

17 yaşında bana şizofreni teşhisi konuldu. Şimdi 34 yaşındayım. Bir davranış sağlığı kuruluşunda geçiş dönemindeki gençler için “Akran Desteği Uzmanı” olarak çalışıyorum. Ciddi psikolojik rahatsızlığı olan 16-22 yaş arası gençlerle ilgileniyoruz. Duvarları olmayan bir hastane gibi çalışıyoruz. Yakın zamanda psikolojik sorunu tespit edilmiş gençlerle bolca vakit geçiriyorum. Bu gençlerin bazılarına ulaşmak için Go’yu kullanma şansım oluyor.

Genç bir erkek veya kadınla ilk görüşmemde onlara kendi hikayemi ve bu programda neler yaptığımı anlatıyorum. Genellikle ilgilerini çekmekte zorlanıyorum. Bu gençler çok kötü yaralanmış durumda ve hala kendilerine ne olduğunu anlamaya çalışıyor oluyorlar. “Go oynamak ister misin?” diye soruyorum. “O da ne?” diyorlar. Tahtayı ve taşları çıkardığımda ilgileri biraz canlanıyor.

Go tahtasıyla grup evlerine gidiyorum. Genelde müşterim haricinde üç veya dört kişi daha oyun hakkında sorular soruyor. Çoğunlukla da on dakika içinde Go oynamaya başlamış oluyoruz. Bazı müşterilerimiz psikiyatristimizi görmek için ofise geldiklerinde Go oynadıklarını veya öğrendiklerini söyleyerek diğer müşterilerimize övünüyorlar. Ayrıca ruh hastalıkları hastanelerini de ziyaret ediyor ve yanımda bir Go tahtası götürüyorum. Şizofreni hastası olan genç bir adamla Go oynuyordum ve biraz zorlanıyordu. Aktif olarak psikotikti. Ben bir taş oynamış olsam da olmasam da o her on saniyede bir hamle yapıyordu. Bu beni çok üzdü ama diğer yandan bana umut verdi çünkü oyun boyunca gerçekliğe tutunmak için elinden gelenin en iyisini yapıyordu.

Çalıştığım bir genç kadın oyuna doyamıyor. Oynamaya devam etmekte ısrar ediyor ve ajandama onunla yeni bir randevu yazana kadar gitmeme izin vermiyor. Hastaneye yatma sayısı oldukça düştü ve yaşam kalitesinin geliştiğine inanıyorum. En sevdiği kısım oyunun sonunda taşları saymak. Kazanmayı seviyor ve taşların tahtada oluşturduğu desen hoşuna gidiyor.

Bazen hastaların hayatlarıyla oyun arasında paralellikler çizmeye çalışıyorum. Paniklediklerinde beklemelerini ve önce taşların tahtadaki durumunu incelemelerini söylüyorum. Bir karar vermeleri gerektiğinde beklemelerini ve bunun güçlü mü yoksa zayıf bir hamle mi olduğunu düşünmelerini söylüyorum. Aynı hatayı tekrar tekrar yapmaya devam ederlerse kötü taşların ardından iyi taşları atmamalarını, nefeslerini saymalarını söylüyorum.

Go oyunun terapötik ilişkide büyük bir değeri oluğuna inanıyorum. Oyun, benim karşılaştığım en iyi hayat metaforu. Kurallar basit ancak şablonlar sonsuz. Go, çalıştığım müşterilerin gerçekten ilgisini çekiyor ve ilerideki çalışmalar için nazik bir şekilde dikkatlerini çekmemi sağlıyor.

Yazan: Jeff Michaels

Kaynak: http://agfgo.org/sensei/sensei5.php#mentalill

0 cevaplar

Cevapla

Yazıyla ilgili yorumlarınızı yazabilirsiniz.
Buraya yorumlarınızı yazabilirsiniz!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir