Tarihçe-i Go 2: “Taoist” Karanlık Strateji Okulu ve Konfüçyüs zamanında Go

Alper Ülkü’nün Go Dergisi’nde çıkan yazılarını üç bölümde yayınlıyoruz.

Eski Çin’den başlayıp Japonya’ya oradan Kore ve Tibet’e ve daha sonra Batı dünyasına uzanarak yayılan ve bugünlerde yaklaşık 25 milyon kişinin oynadığı Go oyununun tarihi, uzakdoğu kültürünün önemli parçalarından biri olması açısından incelemeye değerdir. Bu yüzden Dergimizin birkaç sayısı boyunca okuyucuyu fazla sıkmadan bu tarihçeden bahsetmenin faydalı olacağı görüşündeyiz.

Geçen sayımızda Go oyununun doğuşu ile ilgili bazı efsanevi anlatımlardan bahsetmiş, ve oyunun tarihine hızlı bir bakış yapmıştık. Bu sayıda ise oyunun gerçek anlamda pratik edildiği İ.Ö. 1000 ila İ.S. 1000 yılları arasındaki gelişime göz atacağız. Eğer bu tarihçeyi daha iyi kavramak istiyorsak, Çin tarihindeki en önemli devirleri bilmemiz faydalı olabilir. Zira ileriki yazılarda yine bu devirlere atıflar olabilecektir. Bu devirler sırası ile şu şekildedir:

•    Huang Ti (Sarı İmparator) Dönemi İ.Ö.2600
•    Yao, Shun ve Tan Çu  Dönemi İ.Ö.2100
•    Zia Hanedanı İ.Ö. 2100-1575
•    Şang Hanedanı İ.Ö. 1575-1046
•    Zou Hanedanı İ.Ö. 1046 -771
•    Doğu Zou Dönemi İ.Ö. 770-221
•    Bahar ve Güz Çağı İ.Ö. 710-476
•    Savaşan Devletler Çağı  İ.Ö. 476-221
•    Qin Hanedanı İ.Ö. 221-207 (Bugünkü Çin devletine ismini veren hanedan)
•    Han Hanedanı İ.Ö. 206 – İ.S. 220
•    Üç Krallık Çağı İ.S. 220-265
•    Jin hanedanı İ.S. 265-420
•    Güney ve Kuzey Hanedanlar dönemi İ.S. 420-588
•    Sui Hanedanı  İ.S. 580-618
•    Tang Hanedanı İ.S. 618-907
•    Yuan (Moğol) Hanedanı İ.S.1271-1368
•    Ming Hanedanı İ.S.1368-1644
•    Qing (Mançu) Hanedanı İ.S. 1636-1911

Go oyununa yönelik efsaneler ve bu efsanelerin atfedildiği yukarıda verilen ilk dört devir bir kenara bırakıldığında, modern Go tarihçileri, Go oyununun Zou Hanedanı dönemi ile Savaşan Devletler Çağı arasında bir zamanda din adamlarının “yıldız-ayinleri”nden esinlenilerek, yani go tahtasının gökyüzü, taşların ise yıldızlar olduğuna dair kutsal anlamlar yüklenmek suretiyle, fiilen oynanmaya başladığı ve iyiden iyiye yaygınlaştığı konusunda birleşmektedir.

Oyunun gökyüzünden yeryüzüne indiğine dair ilahi söylemler, Çin takvimi ile bağdaştırılması Taoist ve Budist düşünce biçimince şöyle vurgulanmaktadır. “Üç yüz altmış kesişim noktası yılın günlerini, 4 köşe, 4 mevsimi sembolize etsin. Her mevsime düşen doksan gün, tahtayı dört eşit parçaya ayıran doksanar keşisim noktasına denk gelsin. Kenarlardaki toplam 72 keşişim notası (5’er günlük) 72 haftayı ifade etsin.”

Geçen sayımızda kısaca vurguladığımız gibi Konfüçyüs (İ.Ö 551-479) ve takipçilerinin Go oyununu toplumsal etiğe uygun bulmamalarının sebepleri çok çeşitli idi: Go oyunu o zamanlarda üzerine en çok bahis oynanan oyunlardan biri idi ve Konfüçyüsçülere göre oyunun, kötü alışkanlıklardan biri olarak kabul edilen “kumar”a aracılık teşkil ettiği iddia ediliyordu. Aynı filozoflar oyunun vahim yanlarını şu şekilde tarif etmekteydiler: “Sınırlar o derece aşılıyor ki kimileri kıyafetlerini ve kişisel eşyalarını bahislere feda etmekten kaçınmıyorlar. Go oyunu sırasında tavırlar değişiyor, dürüstlük ve doğruluk ihlal ediliyor, Go oyuncularının asabi ve yer yer kızgın hal ve hareketleri göze çarpıyor…”

Bu özellikleri sebebiyle Go oyunu o devirde [Konfüçyüsçü] “6 Ana Sanat”ın dışında bırakılmış idi. Aynı felsefeye göre “öldürmek”, işgal etmek” gibi kavramlar içermesi sebebiyle oyunun çocuklara öğretilmesi sakıncalı olarak görülmekte idi.

Buna rağmen, bir Go oyunu üzerine bahse girmek, halen ve diğer başka oyunlarda da olduğu gibi uzakdoğu kültüründe vazgeçilmez olagelmiştir.

Konfüçyüsçülerin Go oyununa itirazı oyuna sadece kumar olarak bakışları değildi.

Konfüçyüs ve benzer düşüncedeki Han tarihçilerinin, Go oyununa, “Karanlık Strateji Okulu”na ait temel felsefelerin doğrudan tahta üzerindeki tatbikine imkan tanıması sebebiyle karşı çıktıkları sanılmaktadır.

Nitekim Karanlık Strateji Okulu’na ait öğretiler ile Go oyununda tavsiye edilen stratejiler arasındaki doğal benzerlikler Zuo Chuan’ın İ.Ö. 315 yıllarında kaleme almış olduğu yazılarda açıklıkla ortaya konmuştur.

Konfüçyüs öğretilerine bir antitez oluşturan ve Savaşan Devletler çağında “Bing Jia” adı ile anılan bir düşünce sistemi olan “Karanlık Strateji Okulu”, sonraları Taoizm adını almış olup,  bu düşünce sistemini temel alan “karanlık yol”, “aldatma/hile yolu” olarak da bilinen pragmatik yollar “Tao Te Çing” adlı eserde İ.S. 5.yy’da netlikle dile getirilmiş, İ.S. 17. yüzyıl sonlarında kaleme alınan “36 Stratagem” adlı eserde ise tam olarak kendini ifade gücü bulmuştur.

[Örneğin handikaplı oyunlarda Beyaz’ın tipik stratejisi olan “Balık avlamak için suları bulandır.” düşüncesi ile tesujide temel feda mantığını tarif eden “Şeftali ağacını elde etmek için erik ağacının kurumasına göz yum.” düşüncesi aslında bu 36 stratagemden sadece ikisidir.]

Uygulama ve yankıları yüzyıllara yayılmış bulunan savaşcı filozof Sun Tzu’nun (İ.Ö. 544-496) “Savaş Sanatı” öğretileri ile Karanlık strateji okulu İ.Ö. 500-300 arasında Çin devlet geleneğine tam anlamıyla hakimiyet kurmuştur. Daha sonra Çin seddini inşa ettirecek olan ve Savaşan Devletler Çağını sona erdirerek ilk İmparatorluk dönemini başlatan (İ.Ö. 225) ünlü İmparator Chin Huang Shi’nin devlet yönetiminde bakan ve danışmanları tarafından önerilen bu Taoist öğretileri ciddi anlamda tatbik ettiği kaydedilmektedir.

Çin’in en saygın şairlerinden biri olan Su Shi’nin (İ.S. 1037-1101) Go oyunu hakkındaki incelikli şiiri ile bu sayımızı kapatalım. Su Shi önceleri Konfüçyüsçü daha sonra koyu bir Taoist olarak yaşamıştır. Oğlunun yerel bir devlet görevlisi (sulh hakimi) ile yapmakta olduğu Go oyununu izlerken bu şiiri yazdığı anlaşılmaktadır:

Bir Wei-ki [Go] Oyununu İzlemek

“Beş-Yaşlı-Tepesi’nin yamacında,
Beyaz bir turnanın terkettiği yerde,
Yüksek çamların gölgelediği bir avlu,
Meltem ve günışığı, saf ve güzel, kaynaşıyor

Yalnız başıma ziyaret edip,
Tek bir kimse ile tanıştırılmadan,
Kim bu wei-ki oynayanlar diye soruyorum kendime
Kapının dışında iki çift ayakkabı bana cevap, sessizce

Tek bir insan sesi yok ama
Sadece taşların sesi arada bir
Çizgili tahta üzerinde birbirine yakın duran
Bu ortamın tadının kim farkında olabilir?

Mercan ya da sazan yakalamayı düşleyen
Yemsiz bir olta ile balık avlıyor sanki
Oğlum, Yol’u bulmaya yakınken,
Taşları hesapsızca yerleştiriyor.

Zafer şüphesiz ki tatmin edici
Ancak yenilgi de keyif verebilir mi
Sükunetle ve acele etmeden
O an için tek Yol bu.”

Go oyununda bizi büyüleyen şey, sadece oyunun karmaşıklığı veya uzun tarihi değil, ancak ülke kültürleri ile bu denli içiçe yaşatılmış olması, hatta edebi ve pratik boyutunun da bulunması gibi sihirleri içermesi olsa gerek. “Gelecek sayıyı daha iyi anlayayım” diyor iseniz Harro Von Senger’in 3 ciltlik Savaş Hileleri (Stratagemler) kitabına bir göz atın, zira Çin kültürünün en ilginç yanlarından biri olan “stratagem” kavramı ile Go’daki uygulamalarından söz edeceğiz. Sağlıcakla kalın.

Yazan: Alper Ülkü

0 cevaplar

Cevapla

Yazıyla ilgili yorumlarınızı yazabilirsiniz.
Buraya yorumlarınızı yazabilirsiniz!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir