cocuk_ve_oyun

Cam boncuk oyunu

Go World dergisinin son sayısında, William Pinckard Go’yu  “savaş oyunu”ndan ziyade “bir tür yaratma süreci” olarak tanımlamıştı. Bu Go için yeni sayılabilecek bir tanımlama. Yakın zamana kadar Go ABD’de yalnızca belirli bir kesime hitap eden ve dahilerce oynanan bir oyun olarak görülüyordu, ancak şimdi toplumda çok hızlı bir şekilde yayıldığı görüyoruz. Bu yayılma sayesinde biz de gençlere Go’yu ve onun kültürel hazinesini tanıtma şansına kavuşmuş olduk. Bunu yaparken, Go’yu yeni nesillere öğretmeye gönüllü olan kişiler olarak, tecrübemizi de tüm sadeliğiyle paylaşmalıyız. Go’yu daha iyi öğretebilmek için, Go’yu keşfetme sürecimizdeki bu tecrübelerimizi sorgulamamız gerekmektedir.

Hemen hepimiz kez “Satranç bir çarpışmadır, Go ise savaştır.” sözünü duymuşuzdur. Amatör ve profesyonel birçok oyuncu da Go’yu bir savaş oyunu olarak nitelendirmektedir. Ancak, bu sınırlı bir bakış açısıyla, oyunun insan bilincine olan birçok katkısını görmemiz mümkün değil.

Savaş, toplulukların sosyal farklılıklarından dolayı ortaya çıkan bir eylemdir. Ama yüzleşme ve mücadele insanın doğası gereği ortaya çıkan bir şeydir.

Go’yu oyunu oluşturan çeşitli elemanları düşünerek ele alırsak, onu yalnızca bir savaş oyunu olarak görmekten kurtulabiliriz. Örneğin handikap taşları: açık ki bu taşların anlamı Cenova Konvansiyonu’nun savaş suçlarına karşı uyguladığı yaptırımlardan fazlası! Handikap, oyuncuların eşit şekilde oynayabilmesini sağlar. Bu durum Go’nun çok temel bir özelliğini yansıtmaktadır: “Oyun içinde ahengi oluşturmak” .Eğer bu taşlar olmasaydı, farklı seviyedeki oyuncuların arasıdaki oyunlarda, her zaman bir “dengesizlik” yer alacaktı.

Başka bir örneği ele alalım. ABD ve Avrupa’da yaygın olarak uygulanan Japon kurallarına gruplar “öldüğü” halde, esir taşlar oyun sonunda geri döndürülür.(Çin kurallarına göre esirler anında geri verilir.) Unutmayalım ki yalnızca yapılar ve sistemler “yok edilir”; bir bireyin yaşamıysa dokunulmazdır. Asıl ölen bizim “hatalı” fikirlerimizdir — üzerine düşündüğümüz durumlara ahenk katmaktan yoksun olan fikirler.

Go gerçeklik hakkındadır, denge ve ahengin gerçekliği. Bir insanın kendisine karşı giriştiği bir yarışmadır.  Oyunda bir kişinin, rakibinin düşüncelerinin ne olduğuna çok düşünmesine gerek yoktur. Asıl oyun, bir kişinin kendi güçlülüğü ve zayıflığı arasındadır.

Çocukların, büyüklerine nazaran, daha bütünleyici bir öğrenme şekilleri vardır. Gösterilenlerden daha fazlasını algılarlar. O an öğrendiklerini, çevrelerindeki her şeyle birleştirerek öğrenirler. Go öğrenmek Amerikan gençliğine bir ömür boyu sürecek bir haz verecektir. Ayrıca doğu ve batıyı birbirine bağlayan bir köprü oluşturacaktır. İşte, Amerikan gençliğine Go’yu tanıtmak, bizim için çok büyük bir onur olmalı. Bunun yanı sıra, öğrettiklerimizin, tıpkı Go’nun kendisi gibi, sade olması sorumluluğu da bize aittir.

Yazan: Ernest Brown
Çeviren: Muammer Şimşek

 

Bu yazı İstanbul Go Okulu editörlerince çevrilmiştir. Bu çeviri İstanbul Go Okulu kaynak olarak gösterilmeden kullanılamaz, kaynak gösterilmek kaydıyla ticari olmayan amaçlar için izinsiz kullanılabilir. Ticari amaçlı olarak, kaynak gösterilerek dahi kullanılamaz.

0 cevaplar

Cevapla

Yazıyla ilgili yorumlarınızı yazabilirsiniz.
Buraya yorumlarınızı yazabilirsiniz!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir