Çocuklar neden sabırsız, sıkkın, yalnız ve talepkar?

“Günümüzde çocukların duygu durumları enkaz niteliğinde! Çoğu çocuk duygusal açıdan eğitime elverişsiz bir halde okula geliyor.  Modern yaşam tarzımızın pek çok unsuru bu sorunun ortaya çıkmasında rol oynuyor.” ~V.P.

Çocuklar neden bu kadar çok sıkılıyor?

Çocuklar her geçen gün daha çok sıkılıyor. Peki neden?

Arkadaşım Victoria Prooday, çalışmalarında çok yaygın görülen ve endişe verici bir durumla karşı karşıya kaldığını belirtince, fikirlerini paylaşmak için kendisinden izin istedim.

Victoria diyor ki:

Ben çocuklarla, ebeveynlerle ve öğretmenlerle çalışma konusunda tecrübe sahibi bir meslek hastalıkları uzmanıyım. Tanıdığım bir öğretmenin ifadesiyle “çocuklarımızın birçok açıdan daha kötü hale geldikleri” fikrine katılıyorum.

Karşılaştığım her öğretmenden aynı yorumu alıyorum. Meslekte geçirdiğim süre boyunca kendim de çocukların sosyal, duygusal ve akademik işlevlerinde gerilemeler olduğunu, öğrenme yetersizlikleri ve benzeri tanılarda ise keskin bir artış meydana geldiğini fark ettim.

Bildiğimiz gibi, beyin şekillendirilebilir bir şeydir. Ortam yoluyla beyni daha “kuvvetli” ya da “zayıf” hale getirebiliriz. Ben yürekten inanıyorum ki, bütün büyük icatlarımıza rağmen, çocuklarımızın beyinlerini maalesef yanlış yöne doğru şekillendiriyoruz.

İşte nedenleri:

1. ÇOCUKLAR İSTEDİKLERİ HER ŞEYİ İSTEDİKLERİ ANDA ELDE EDİYOR

“Ben açıktım!” “Birazdan yol üstündeki restoranda duracağım.”

“Ben susadım!” “Gel şuradan bir kola alalım.”

“Sıkıldım ben!” “Al telefonumla oyna!”

Hazzı erteleme becerisi gelecekte elde edilecek başarıların en önemli anahtarlarından birisidir. Niyetimiz elbette çocuklarımızı mutlu etmek ancak maalesef onları o an mutlu etsek de uzun vadede perişan hale getiriyoruz. Hazzı erteleme becerisi, stres altında işlevsel kalabilme becerisidir. Çocuklarımız en küçük stres faktörleri ile bile başa çıkmakta giderek yetersiz hale geliyorlar. Bu durum en nihayetinde hayatta başarılar elde etmelerine engel oluyor.

Çocuklarda hazzı erteleyememe örneklerine genellikle sınıflarda, alışveriş merkezlerinde, restoranlarda, ve oyuncak mağazalarında tanık oluyoruz. Çocuk

“Hayır” lafını duyduğu anda saldırgan bir tutum sergilemeye başlıyor çünkü ebeveynler çocuklarının beyinlerine istedikleri şeyi istediği anda almayı öğretiyorlar.

Çocuklar arkadaş ortamlarında sosyalleşirler

İstanbul Go Okulu çocuk atölyelerinden bir kare

2. SINIRLI SOSYAL ETKİLEŞİM

Hepimiz çok meşgulüz, bu yüzden çocuklarımıza dijital aletleri verip onları da “meşgul” tutuyoruz. Çocuklar eskiden dışarıda, yani yapılandırılmamış doğal ortamlarda oynarlardı ve bu sayede sosyal yeteneklerini geliştirip tatbik ederlerdi.

Maalesef dışarıda geçirilen zamanın yerini teknoloji aldı. Teknoloji aynı zamanda ebeveynleri de çocukları ile sosyal etkileşimde bulunmaktan mahrum hale getirdi. Çocuklarımızın geri kalması çok normal, çünkü dadı yerine kullandığımız aletler elbette çocuğun sosyal yetenekler geliştirmesini sağlayamıyor. Başarılı insanların çoğunun sosyal yetenekleri de çok iyidir. Öncelik budur!

Beyin eğitilebilen ve yeniden eğitilebilen bir “kas” gibidir. Eğer çocuğunuzun bisiklet sürebilmesini isterseniz, ona bisiklet sürmeyi öğretirsiniz. Eğer çocuğunuzun beklemeyi öğrenmesini isterseniz, ona sabrı öğretmeniz gerekir. Eğer çocuğunuzun sosyalleşebilmesini istiyorsanız, ona sosyal yetenekler kazandırmalısınız. Bu durum her türlü yetenek için geçerlidir, bu açıdan aralarında bir fark yoktur!

3. SONSUZ EĞLENCE

Çocuklarımız için yapay bir eğlence dünyası oluşturduk. Hiçbir anları sıkıcı geçmiyor. Sessizlik olduğu anda hemen onları yeniden eğlendirmeye çalışıyoruz, aksi halde ebeveynlik görevimizi yerine getirmediğimizi düşünüyoruz.

İki ayrı dünyada yaşıyoruz. Onlar kendi “eğlence” dünyasında, biz ise kendi “iş” dünyamızdayız. Neden çocuklar bize mutfakta veya çamaşır yıkamada yardımcı olmasın ki? Neden oyuncaklarını toplamasınlar? Bunlar temel monoton işlerdir ve beyne “sıkıntı” duygusu altında bile işlevsel kalmayı öğretirler. Bu “kas” gelişimi aynı zamanda okulda “öğrenebilen” bir öğrenci olmak için de gereklidir.

Çocuklar okuldayken sıra el yazısı ile yazmaya gelince “yapamam” cevabını veriyorlar. “Çok zor” ya da “Çok sıkıcı” diyorlar. Neden? Çünkü eğitilebilecek olan bu “kas” sonsuz eğlenceyle eğitilmiyor, çalışarak eğitiliyor.

Aile aktivite

Çocuklarınızla zaman geçirin. Bedeninizle ve ruhunuzla onların yanında olun.

4. ÇOCUKLAR & TEKNOLOJİ

Sanal gerçekliğe kıyasla, günlük hayat sıkıcıdır.

Çocuklar sınıfa geldiklerinde insan seslerine ve ortalama seviyede görsel uyarıya maruz kalmaktadır, oysa ekranlarda grafik patlamaları ve özel efektler görmeye alışıyorlar. Saatler süren sanal gerçeklikten sonra, sınıfta verilen bilgileri işlemek çocuklarımız için çok zorlu bir iş haline geliyor, çünkü beyinleri bilgisayar oyunlarının yüksek uyaran seviyesine alışmış oluyor. Daha düşük seviyedeki uyaranları işleyememe durumu ise çocuklarımızı akademik engellere karşı savunmasız hale getiriyor. Teknoloji aynı zamanda bizi çocuklarımızdan ve ailelerimizden duygusal olarak da koparıyor.

Ebeveynin duygusal varlığı çocuk beyninin ana besin kaynağıdır. Maalesef giderek çocuklarımızı bu gıdadan mahrum bırakır hale geliyoruz.

5. ÇOCUKLAR DÜNYAYI YÖNETİYOR

  • “Oğlum sebzeleri sevmez.”
  • “Kızım erken yatmayı sevmiyor.”
  • “Oğlum kahvaltı etmeyi sevmiyor.”
  • “Oyuncakları sevmiyor ama iPad’iyle iyi oynuyor.”
  • “Kendi kendine giyinmek istemiyor.”
  • “Kendi kendine yiyemeyecek kadar tembel.”

Bu gibi sözleri ebeveynlerden sürekli olarak duyuyorum. Ne zamandan beri bize nasıl ana-babalık yapacağımızı çocuklar söyler oldu? Eğer her şeyi onlara bıraksak, tek yapacakları peynirli makarna ve krem peynir sürülmüş ekmek yemek, TV izlemek, tabletleriyle oynamak olacak ve hiçbir zaman yatağa geçip uyumayacaklardır.

Klasik oyun ve oyuncaklar sıkılmak problemine iyi gelebilir mi

Dijital oyunları klasik oyun ve oyuncaklarla dengelemek iyi bir fikir olabilir mi?

Onlara İSTEDİKLERİ ama onlar için İYİ OLMAYAN şeyleri vererek onlara ne iyilik yapıyoruz ki acaba? Doğru beslenmezler ve geceleri düzgün uyumazlarsa, çocuklarımız okula huysuz, sinirli ve ilgisiz bir şekilde giderler. Üstelik böyle yaparak onlara yanlış mesajlar da veriyoruz. Ne isterlerse yapabileceklerini ve istemedikleri şeyleri yapmalarına gerek olmadığını öğreniyorlar.

“Yapılması gereken şeyler” kavramı yok oldu gitti. Maalesef hayattaki hedeflerimizi yerine getirmek için yapılması gereken şeyleri yapmak zorundayız. Bunlar arasında bazen yapmak istediğimiz şeyler yer almayabilir de. Örneğin bir çocuk derslerinden pekiyi almak istiyorsa sıkı çalışması gerekir. İyi bir futbolcu olmak istiyorsa her gün antreman yapması gerekir.

Çocuklarımız ne istediklerini çok iyi biliyorlar ama bu isteklerine ulaşmak için yapılması gereken şeyleri yapmakta çok zorlanıyorlar. Bu da hedeflerine ulaşamamalarına yol açarak çocuklarımızı hayal kırıklığına itiyor.

ÇOCUĞUNUZUN BEYNİNİ EĞİTİN

Çocuğunuzun beynini eğiterek sosyal, duygusal ve akademik açılardan başarılı şekilde işlev göstermesini sağlayabilir, böylece çocuğunuzun hayatında bir fark yaratabilirsiniz.

1. SINIR KOYMAKTAN ÇEKİNMEYİN. ÇOCUKLAR MUTLU VE SAĞLIKLI BÜYÜMEK İÇİN SINIRLARINI BİLMEK ZORUNDADIR!!

Yemek zamanları, uyku zamanları ve teknoloji ile geçirecekleri zamanlar için bir çizelge yapın.

Onlar için neyin “İYİ” olduğuna odaklanın, onların ne “İSTEDİKLERİ/İSTEMEDİKLERİ”ne değil. Hayatlarının ilerleyen dönemlerinde size bunun için teşekkür edeceklerdir. Ebeveyn olmak zor iştir. Onlar için iyi olanları yapmalarını sağlamak için yaratıcı olmak zorundasınız, zira çoğu zaman onlar için iyi olan yapmak istediklerinin tam tersidir.

Çocukların kahvaltıya ve besleyici gıdalara ihtiyaçları vardır. Ertesi gün okula öğrenmeye hazır halde gitmeleri için dışarıda zaman geçirmeleri ve her akşam yatağa düzenli bir saatte gitmeleri gerekir!

Yapmayı/denemeyi sevmedikleri şeyleri onlar için duygusal açıdan eğlenceli oyunlar hale getirin.

2. TEKNOLOJİYİ SINIRLANDIRIN VE DUYGUSAL OLARAK ÇOCUKLARINIZLA YENİDEN BAĞ KURUN

Onlara çiçek verip şaşırtın, beraber gülün, gıdıklayın, çantalarına ya da yastıklarının altına sevgi sözleri yazılı notlar saklayın, okul günü onları yemeğe çıkarıp şaşırtın, beraber dans edin, beraber emekleyin, yastık savaşı yapın.

Ailece yemek yiyin, aile oyunları gecesi düzenleyin, bisiklet sürün, akşam vakti el feneri ile yürüyüşe çıkın.

3. HAZZI ERTELEME EĞİTİMİ VERİN

Onları bekletin!!!  Bir süre “ben sıkıldım” zamanı geçirmekten zarar gelmez, bu yaratıcılığın ilk adımıdır.

“İstiyorum” ile “aldım” arasında geçen süreyi kademeli olarak uzatın.

Arabalarda ve restoranlarda teknoloji kullanmaktan kaçının, onun yerine onlara konuşup oyunlar oynayarak beklemeyi öğretin.

Sürekli atıştırma huyuna bir sınır getirin!

Çocuklar ve ev işi

Pamuk eller bulaşığa…

4. ÇOCUĞUNUZA ERKEN YAŞTAN İTİBAREN MONOTON İŞLERİ YAPMAYI ÖĞRETİN, ZİRA BU GELECEKTE “GELİŞTİRİLEBİLİR” OLMASININ TEMELİDİR

Çamaşırları katlamak, oyuncakları toplamak, kıyafetleri asmak, alışveriş torbalarını boşaltmak, masayı hazırlamak, yemek hazırlamak, yiyecek kutularını doldurmak, yataklarını hazırlamak…

Yaratıcı olun. Önceleri bu işleri dikkat çekici ve eğlenceli hale getirin ki beyinleri bunları pozitif bir şey olarak algılasın.

5. SOSYAL BECERİLERİ ÖĞRETİN

Onlara sıra ile oynamayı, paylaşmayı, kazanmayı/kaybetmeyi, ödün vermeyi, diğerlerini övmeyi, “lütfen” ve “teşekkür ederim” demeyi öğretin.

Bir mesleki hastalık uzmanı olarak tecrübelerime dayanarak, ebeveynlerin anne-babalık hakkındaki bakış açıları değiştiği anda çocukların da değiştiğini söyleyebilirim. Çocuklarınızın beynini erken yaşta eğitmeye ve güçlendirmeye başlayarak çocuklarınızın hayatta başarılı olmalarına yardımcı olun!

Kaynak: https://deeprootsathome.com

 

0 cevaplar

Cevapla

Yazıyla ilgili yorumlarınızı yazabilirsiniz.
Buraya yorumlarınızı yazabilirsiniz!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir